Bazen insan aynaya bakar ve içinden şu soru geçer: “Ben kimim, nereye
gidiyorum?”
Gençlik, bu sorunun en yüksek sesle sorulduğu çağdır. Kalp bir yanıyla
dünyaya meyleder, öte yanıyla Rabbi’ne çağrılır. Ne çocukluğun
masumiyeti vardır artık, ne de olgunluğun sükûneti... Ama tam da bu
yüzden Allah katında en kıymetli zamanlardan biridir.
Bugün genç olmak zor. Her ekranda bir çağrı, her kaydırmada yeni bir
imtihan... Göz yoruluyor, zihin dağılıyor, kalp susuyor. Bir yanda ezanın
daveti, öte yanda nefsin fısıltısı: “Biraz daha...”.
Bu kitap sana yukarıdan bakmaz. Yargılamaz, “böyle olmalısın” diye
bağırmaz. Yanına oturur, seninle yürür. Bazen konuşur, bazen sadece
susar. Çünkü bazı yükler anlatılmaz; sadece paylaşılır.
Bu yol düz bir yol değil, gül bahçesi hiç değildir. Dikenleri var: nefis,
boşluk, şüphe, günah, yalnızlık... Ama bil ki yolundaki dikenler seni
durdurmak için değil, kalbini uyandırıp yönünü hatırlatmak için vardır.
Eğer bu çağda imanını korumakta zorlanıyorsan, bil ki bu bir zayıflık değil,
aksine kalbin hâlâ canlı olduğunun işaretidir. Çünkü ölü kalpler zorlanmaz,
mücadele etmez, arayış içerisine girmez.
Bu satırlar, dikenlere rağmen yürümeyi seçenler için yazıldı. Yorulsa da
vazgeçmeyenler için...
Ve belki de bu yolculuk, senin kalbinde sessizce başlamıştır bile.
Bazen insan aynaya bakar ve içinden şu soru geçer: “Ben kimim, nereye
gidiyorum?”
Gençlik, bu sorunun en yüksek sesle sorulduğu çağdır. Kalp bir yanıyla
dünyaya meyleder, öte yanıyla Rabbi’ne çağrılır. Ne çocukluğun
masumiyeti vardır artık, ne de olgunluğun sükûneti... Ama tam da bu
yüzden Allah katında en kıymetli zamanlardan biridir.
Bugün genç olmak zor. Her ekranda bir çağrı, her kaydırmada yeni bir
imtihan... Göz yoruluyor, zihin dağılıyor, kalp susuyor. Bir yanda ezanın
daveti, öte yanda nefsin fısıltısı: “Biraz daha...”.
Bu kitap sana yukarıdan bakmaz. Yargılamaz, “böyle olmalısın” diye
bağırmaz. Yanına oturur, seninle yürür. Bazen konuşur, bazen sadece
susar. Çünkü bazı yükler anlatılmaz; sadece paylaşılır.
Bu yol düz bir yol değil, gül bahçesi hiç değildir. Dikenleri var: nefis,
boşluk, şüphe, günah, yalnızlık... Ama bil ki yolundaki dikenler seni
durdurmak için değil, kalbini uyandırıp yönünü hatırlatmak için vardır.
Eğer bu çağda imanını korumakta zorlanıyorsan, bil ki bu bir zayıflık değil,
aksine kalbin hâlâ canlı olduğunun işaretidir. Çünkü ölü kalpler zorlanmaz,
mücadele etmez, arayış içerisine girmez.
Bu satırlar, dikenlere rağmen yürümeyi seçenler için yazıldı. Yorulsa da
vazgeçmeyenler için...
Ve belki de bu yolculuk, senin kalbinde sessizce başlamıştır bile.