Nadiya, patlamadan bir iki dakika sonra ruhunu teslim ederken, Abdulfettah ve eşi de cansız düşmüşlerdi. Sait ise artık son nefesini veriyordu. Bedeni kan ve ter içerisinde kalmıştı. Bir türlü gözlerini açamayan Sait’e bir şeyler oluyordu: Çok uzaklardan bir ışık görünmüştü gözlerine. Işık o kadar hızlı yaklaşıyordu ki Sait korkmaya başlamıştı. “Bu gelen de nedir” diye merak ve endişeyle seyrediyordu. Yaklaştıkça gelenin bembeyaz bir güvercin olduğu anlaşılıyordu. Fakat nasıl olurdu da bir güvercin bu kadar büyük, bu kadar güzel ve bu kadar ışık saçabiliyordu? Gelen güvercin Sait’in göğsüne konmuştu. Birden Sait’in tüm ağrıları yok olmuştu. Gözleri de dili de açılmıştı. Ayağa kalkmış bedenine bakıyordu. Biraz evvel kan ve ter içerisinde ve tonlarca molozun altında ezilmiş bedeni, sapasağlam ve tertemizdi. Etrafına bakınıyor, olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Fakat bulunduğu ortama çok yabancıydı, daha önce görmediği bir alemdeydi ve ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Birden etrafının bembeyaz güvercinlerle sarıldığını ve onlar gibi kendisinin de kocaman kanatları olduğunu fark etmişti. Güvercinler kanat çırparak gökyüzüne yükselirken, Sait de dünyanın tüm meşakkat ve sıkıntılarını geride bırakarak onlara eşlik ediyordu...
Nadiya, patlamadan bir iki dakika sonra ruhunu teslim ederken, Abdulfettah ve eşi de cansız düşmüşlerdi. Sait ise artık son nefesini veriyordu. Bedeni kan ve ter içerisinde kalmıştı. Bir türlü gözlerini açamayan Sait’e bir şeyler oluyordu: Çok uzaklardan bir ışık görünmüştü gözlerine. Işık o kadar hızlı yaklaşıyordu ki Sait korkmaya başlamıştı. “Bu gelen de nedir” diye merak ve endişeyle seyrediyordu. Yaklaştıkça gelenin bembeyaz bir güvercin olduğu anlaşılıyordu. Fakat nasıl olurdu da bir güvercin bu kadar büyük, bu kadar güzel ve bu kadar ışık saçabiliyordu? Gelen güvercin Sait’in göğsüne konmuştu. Birden Sait’in tüm ağrıları yok olmuştu. Gözleri de dili de açılmıştı. Ayağa kalkmış bedenine bakıyordu. Biraz evvel kan ve ter içerisinde ve tonlarca molozun altında ezilmiş bedeni, sapasağlam ve tertemizdi. Etrafına bakınıyor, olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Fakat bulunduğu ortama çok yabancıydı, daha önce görmediği bir alemdeydi ve ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Birden etrafının bembeyaz güvercinlerle sarıldığını ve onlar gibi kendisinin de kocaman kanatları olduğunu fark etmişti. Güvercinler kanat çırparak gökyüzüne yükselirken, Sait de dünyanın tüm meşakkat ve sıkıntılarını geride bırakarak onlara eşlik ediyordu...