İnsan, zamanla değil ruhunda açılan o görünmez yaralarla yaşadıkça yaşlanır. Takvim yaprakları sadece sayıları eskitir, asıl kopuş içimdeki o hiç büyümeyen çocukluğumun gölgesinde kalmaktı benim için. Sevmenin en ağır bedelini ödeyen duygularım karanlık bir mahzene mahkûm edilen idamlık bir gencin çırpınışı gibi can çekişirken vazgeçmeyi öğrendim küçük dünyamda. Mevsimler bahara kapı aralarken kıştan bir türlü çıkmayan ruhum serin rüzgârları teğet geçiyor. On sekiz yaşında olmak kırk yaşında hissetmekten daha çok acıtıyor canımı. Yarım kalmış hayallerim, dokunulmamış hislerim, okşanmamış ruhumun her bir teli bir diken gibi batıyor yüreğime. Yolun ortasında bırakılmış gibiyim. Ne geri gidebiliyorum ne de ileri... İki zaman arasında Araf’ta gibiyim.
İnsan, zamanla değil ruhunda açılan o görünmez yaralarla yaşadıkça yaşlanır. Takvim yaprakları sadece sayıları eskitir, asıl kopuş içimdeki o hiç büyümeyen çocukluğumun gölgesinde kalmaktı benim için. Sevmenin en ağır bedelini ödeyen duygularım karanlık bir mahzene mahkûm edilen idamlık bir gencin çırpınışı gibi can çekişirken vazgeçmeyi öğrendim küçük dünyamda. Mevsimler bahara kapı aralarken kıştan bir türlü çıkmayan ruhum serin rüzgârları teğet geçiyor. On sekiz yaşında olmak kırk yaşında hissetmekten daha çok acıtıyor canımı. Yarım kalmış hayallerim, dokunulmamış hislerim, okşanmamış ruhumun her bir teli bir diken gibi batıyor yüreğime. Yolun ortasında bırakılmış gibiyim. Ne geri gidebiliyorum ne de ileri... İki zaman arasında Araf’ta gibiyim.